Май 25, 2010
ÇİLE
Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam, Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam; Gök devrildi, künde üstüne künde...
Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent, Ok çekti yukardan, üstüme avcı.
Ateşten zehrini tattım bu okun.
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un, Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.
Bir bardak su gibi çalkandı dünya; Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!
Ensemin örsünde bir demir balyoz, Kapandım yatağa son çare diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz, Yepyeni bir dünya etti hediye.
Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor; Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim.
Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil; Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!
.........
Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın, Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın, Her fikir içimde bir çift kelepçe.
Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?
Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap, Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selâm, selâm sana haşmetli azap; Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
Annemin duası, düş de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!
Uyku, kaatillerin bile çeşmesi; Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi; Size şerbet, bana kum dolu çanak.
Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet, Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet; Karınca sarayı, kupkuru kelle...
Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş, Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş, Fikir çilesinden büyük işkence.
...:.....
Evet, her şey bende bir gizli düğüm; Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm, Yetişir çektiğim mesafelerden!
Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz; Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
Her gece rüyamı yazan sihirbaz, Tutuyor önümde bir mavi ışık.
Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın, Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.
Lûgat, bir isim ver bana halimden; Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden; Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?
Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa, Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
Belâ mimarının seçtiği arsa; Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?
Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı, Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı!
Ne yalanlarda var, ne hakikatta, Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
Boşuna gezmişim, yok tabiatta, İçimdeki kadar iniş ve çıkış.
.........
Gece bir hendeğe düşercesine, Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine, Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.
Açıl susam açıl! Açıldı kapı; Atlas sedirinde mâverâ dede.
Yandı sırça saray, ilâhî yapı, Binbir âvizeyle uçsuz maddede.
Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik; Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
İçiçe mimarî, içiçe benlik; Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!
Nizam köpürüyor, med vakti deniz; Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırıltılı iz; Suda ezel fikri, ebed duygusu.
Kaçır beni âhenk, al beni birlik; Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik, Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.
Öteler öteler, gayemin malı; Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte saman yolu benim olmalı; Dipsizlik gölünde, inciler benim.
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök; Biricik meselem, Sonsuza varmak...
(1939)
560 28
201,348 просмотров
Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK Facebook Sayfamız için:
https://www.facebook.com/UstadSayfasi
784 21
Ankara Diyanet İşler Başkanlığı Ahmed Hamdi Akseki Cami, 29.12.2017 tarihi, Cuma namazı sonrası.
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle
1 — Andolsun fecre.
2 — On geceye
3 — Çifte ve teke.
4 — Gitmekte olan geceye.
5 — Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?
6 — Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
7 — Sütunlar sahibi İrem'e?
8 — Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
9 — Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?
10 — Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a?
11 — Bunlar ülkelerde azmışlardı.
12 — Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
13 — Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.
14 — Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.
15 — Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der.
16 — Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der.
17 — Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
18 — Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.
19 — Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haram-helal gözetmeden.
20 — Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.
21 — Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman, 22 — Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman, 23 — Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?
24 — "Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
25 — Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
26 — Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
27 — Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
28 — Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
29 — Gir kullarımın içine!
30 — Gir Cennetime!
961 32
“Gönül Allah’ın evidir. Oraya ne koyarsanız imtihanınız olur”
Sezai Karakoç'un Köşe şiiri benim en sevdiğim şiirdir.
1954 yılının Nisan ayında başlamış 1956 yılının Haziran ayında bitirivermiştir.
●
Resûl-i Ekrem Efendimiz ruhumuzun baharı olan ramazan için şöyle dua ederdi:
Bu gecenin ve biraz sonra olacak sahurun Rabbi olan Allah'ımız bizi iftarlara ulaştırırken günahlarımızdan arınmış olarak orucumuzu açmayı nasip eyle.
●
Naçizane sığınarak rahmetine; İçimizde bulunan bu ramazan hilâlini hakkımızda hayırlı, hakka mâtuf bir şahit kılabilecek amellerle, ramazan kovanını doldurmayı bize nasip eyle.
Rabbimiz, ramazanı israf edenlerden, ramazanın kendisinden razı olmamış olduğu bedbahtlardan olmaktan sana sığınırız.
●
Rabbimiz, ramazanın sahurunu bir gece mektebi kıl bizim için.
Ramazanın iftarını bir cennet bahçesi kıl bizim için.
Ramazanın orucunu bir irade, bir oruç aşısı, bir şifa ve afiyet vesilesi kıl bizim için.
Rabbim, ramazanın ahlakını ve manasını sıla-i rahimi güçlendirecek, paylaşmayı bize öğretecek, kardeşlik ve uhuvvet bilincimizi arttıracak bir mübarek sır kıl bizim için.
Rabbimiz, bize kimsesizlerin kimsesi olmayı nasip eyle.
Rabbimiz, senin dininle meşgul olmayı, senin onların dertlerini satın almış olduğun kullarından olmayı nasip eyle.
Rabbimiz, dinimi derdimiz eyle ve derdimizi satın al.
Rabbimiz, bu dünyayı bizim için gayelerin en sonuncusu kılma.
Rabbimiz, bizi İslam ile izzet bulanlardan eyle.
İzzeti başka yerde aramak bedbahtlığından bizleri muhafaza eyle.
Şu mübarek ramazan günlerinde nerede kardeşlerim diye bekleyen Müslümanların çağrılarına cevap verebilecek güzel gönüllü, güzel yürekli, Müslüman isminden başka hiçbir sıfat ve isim kabul etmeyen Abdullahlardan olmayı bize nasip eyle.
Rabbimiz, bu şehrin, bu memleketin, bu zamanın çocuklarıyla İslamın arasına koyulmaya çalışılan buz dağlarını eritecek mübarek nurdan alazlar olmayı bize nasip eyle.
●
Hiç bilmediğimiz bir el gelir dokunuverir kalbinize, Hazreti Resûl-i Ekrem Efendimiz der ki; Vücudunuzda bir titreme olduğu zaman, kalbinizde bir incelme olduğu zaman, sebepli sebepsiz bir titreme olduğu zaman bilin ki Cebrail sizinle musafaha yapmıştır.
Şair: Sezai Karakoç
Yorum: Furkan Özdemir (https://www.instagram.com/hisseyab/)
Müzik: Hüzün Çiçekleri
#sezaikarakoç #köşe
1475 13
1848 56
Ben yenildim Rabbim! Bir bir yaklaşırken sona her an biraz daha yaklaşırken sona gösterebileceğim ne bir yüzüm kaldı ne de kulluğum sana. Ben artık sabır istemiyorum yenildim. Ben artık yenilmişliğimin altında dilinde bir duası kalmış insanım. Ben senden sabır isterken sen bana sabır verdin ama benim sana imanım bu Sabrı kaldıramadı..
Seslendiren: Musab Balkanlıoğlu
Müzik: Buğra Yıldız
Kaynak: Hakan Baştürk
📌 ÖNEMLİ UYARI: Kanalda yayınlanan tüm videoların, ses ve görüntü dahil olmak üzere telif hakkı saklıdır. İzinsiz herhangi bir platformda yayınlanamaz.
🔔 ABONE OL ➤ http://link.tl/22ta5
📌Ney'in Hikâyesi (Ney ile Huzur-Dini Hikayeler) ► http://link.tl/22t9X
📌Aşka Giden Yolculuk (Dua-Kur'an Meali-Hadis) ► http://link.tl/22tad
KESİNLİKLE İZLEMENİZ GEREKEN VİDEO ALBÜMLERİM:
Musab Balkanlıoğlu Şiirleri ➤ https://goo.gl/VkJ91B
Bir Avuç Dua ➤ http://url.ac/pmfwd
Somuncu Baba'nın Hayatı | Mahmut Ulu ➤ https://goo.gl/Cnx3oW
Mevlana'dan Özlü Sözler ➤ https://goo.gl/r218Eq
İslam ve Aile ➤ https://goo.gl/7BsXoJ
Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullah; Ben Musab Balkanlıoğlu! Kanalımızı daha çok ilahi aşk üzerine kurulmuştur. Kur'an ve hadis ışığında ehli sünnet itikati üzerine kurulan hayatımızı bu yönde sürekli yineleyerek imanımızı sağlam tutmaya yönelik sohbetler, videolar hazırlamaya çalışıyorum. Kendi seslendirdiğim şiirleri, sohbetleri, kıssaları, velilerin hayatlarını, sahabelerin hayatlarını, Peygamberlerin eşsiz hayatlarını da kanalımızda bulabileceksiniz. Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya adresim bulunmamaktadır. Adıma açılan sahte hesaplara itibar etmeyiniz. Takipte kalmanız dileğiyle!
641 9
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
8705 171
Okuyan: Beyzade Erden
Fon Müziği: Suren Asaduryan & Yansımalar/ Tutam Yar Elinden.
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine
IV
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
6160 201
Zümer Suresi 73-75. ayetler ile Mü'min suresi 1-3. ayetler
Ankara Diyanet İşler Başkanlığı Ahmed Hamdi Akseki Cami, Cuma namazı sonrası
726 30
Yorumlayan: Şahin Bozkurt
Düzenleyen: Bybalkan
1682 86