Май 26, 2012
Birde yeni videoma bakın; http://www.youtube.com/watch?v=6lsV_C9mZlE&feature=c4-overview&list=UUDyh6YZaR-4HWSC_jmlN94w
17789 644
2,321,733 просмотров
Star Gazetesi Necip Fazıl Ödülleri 2018’e özel Yücel Arzen tarafından bestelenen Sakarya Türküsü performansı
13678 253
54052 1424
Okuyan: Beyzade Erden
Fon Müziği: Suren Asaduryan & Yansımalar/ Tutam Yar Elinden.
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine
IV
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
5877 190
Zindanda iki hece. Mehmedim lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adım, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmedim!
Kavuşmak mı?..Belki..Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, Kırmızı tuğlalar altı köşli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
Çatik kaş...Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazsız, pulsuz, dilkeçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcızıl
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet; Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat; Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan, sen seccadem!
Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan
Karıştır çayını zaman erisin
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler
Duvarda, başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin
Sukut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep, ölu ve mezar?
Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük daracık; Dünyaya kapalı, Allaha açık
Dua, dua eller karıncalanmış; Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu
Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş
Karanlığında nur, yeniden doğuş....
Sesler duymaktayim; Davran ve koğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmedim, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir
Necip Fazıl Kısakürek
1159 60
Tuncel Kurtiz anısına bazı şiirlerini listeye döktüm umarım beğenirsiniz.
1-oysa herkes öldürür sevdiğini
2-tut yüreğimden ustam
3-etme
4-haksızlık
5-saat on ikiyi beş geçiyordu
6-çaresizlik
Instagram : behman_sadat
35011 1905
İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya
Su iner yokuşlardan hep basamak basamak
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak
Her şey akar; su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir
Akışta demetlenmiş, büyük küçük kâinat
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş köpükten gövdesine
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için
Hey Sakarya! Kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur
Sırtına Sakarya'nın Türk tarihi kurulur
Eyvah eyvah Sakaryam! Sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük
Ne ağır imtihandır başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal
Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan
Ve ayrılık; anneden, vatandan, arkadaştan
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an
Hani Yunus Emre ki kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin; cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında halâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı? Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler
Sakarya! Kandillere katran döktü geceler
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek
Siz hayat süren leşler! Sizi kim diriltecek?
Kafdağı'nı assalar belki çeker de bir kıl
Bu ifritten sualin kılını çekmez akıl
Sakarya, saf çocuğu masum Anadolu'nun
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun
Sen ve ben gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader
Aldırma! Böyle gelmiş bu dünya böyle gider
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz
Sen kıvrıl, ben gideyim. Son Peygamber kılavuz
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!
2035 92
''Seyyid Abdulhakim Arvasi'yi 2400 metre yükseklikteki sarp yayladan İstanbul üzerine inmiş, hakikatte ışığı milyarlarca sene sonra gelen yıldızların üstünde bir feza ve mana kartalı diye takdim edersem sanmayın ki birşey söyleyebilmiş olurum'' demişti Necip Fazıl KısaKürek...
► Semerkand TV Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/vNUMAi
► Semerkand TV İlahi Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/zsbjZ3
► Semerkand TV Radyo Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/7w3jBj
► Semerkand TV Çocuk Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/smAuK8
#SemerkandTV #yüzyılınalimleri #necipfazılın10sorusu #ilkbuluşma #AbdulhakimArvasiHz
2811 86
www.ugurisilak.org
www.facebook.com/ugurisilak
www.twitter.com/ugur_isilak
Söz: Necip Fazıl Kısakürek
Beste: Uğur Işılak
995 50
http://www.facebook.com/EVLADIOSMANLI
http://evladiosmanli.blogspot.com
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
6023 195