Necip Fazıl Kısakürek - Benim Efendim

Necip Fazıl Kısakürek - Benim Efendim

Июль 25, 2015

'O ve Ben' kitabından...(Sayfa 253 — 257)
Okuyan : Oğuz Gürbüz

Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni “Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra” diye iki ana bölüme ayıran Üstad Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri “O Ve Ben”i 1975′de şöyle takdim etmiştir:

“Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim bir buçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.”

Kitap, 1965 senesinde “Büyük Kapı” ismiyle yayınlanmıştır.

 48  1

5,386 просмотров

comments powered by Disqus
4:4 Benim Efendim

Benim Efendim

Necip Fazıl'ın Güzel şiiri ancak bu kadar güzel söylenir

 994  33

163,538 просмотров

4:56 Abdulhakim Arvasi Hz.'nin Namaza Bakışı ve Namaz Hakkında Söyledikleri | Yüzyılın Alimleri

Abdulhakim Arvasi Hz.'nin Namaza Bakışı ve Namaz Hakkında Söyledikleri | Yüzyılın Alimleri

Seyyid Abdülhakim Arvasi Hz. İstanbul Camiilerinde 1918 yılından 1943 yılına kadar devam eden vaaz ve nasihatlerinde namaz kılmanın önemine çokça yer vermiş ve söyledikleriyle en ufak bir gevşekliğe müsaade etmemiştir...

► Semerkand TV Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/vNUMAi

► Semerkand TV İlahi Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/zsbjZ3

► Semerkand TV Radyo Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/7w3jBj

► Semerkand TV Çocuk Kanalına Ücretsiz Abone Olmak İçin:
https://goo.gl/smAuK8




#SemerkandTV #yüzyılınalimleri #AbdaulhakimArvasiHzvenamaz #namazhakkında #namazlailgili

 577  3

19,859 просмотров

6:41 Hayati İnanç'ın Necip Fazıl ile İlgili Anısı

Hayati İnanç'ın Necip Fazıl ile İlgili Anısı

Hayati İnanç hocamızla, Can Veren Pervaneler kitabı üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşimizden, hocamızın Necip Fazıl ile ilgili anısını sizlerle paylaşmak istedik.

Osmanlı dilinin zenginliğinden beslenerek eserler veren Hayati İnanç hocamızın, Boğaziçi Üniversitesi söyleşisinin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Can Veren Pervaneler — "Divan Edebiyatını Küllerinden Yeniden Doğurmaya" : https://www.youtube.com/watch?v=0949pYyG28E


İletişim:
https://www.facebook.com/bisakboun
https://www.twitter.com/bisakboun
http://www.bisak.boun.edu.tr/

 6829  190

498,293 просмотров

4:15 MUSA TOPBAŞ  (k.s.) -BENİM EFENDİM İLAHİSİ

MUSA TOPBAŞ (k.s.) -BENİM EFENDİM İLAHİSİ

Şeyh Musa TOPBAŞ Efendinin Örnek Hayatı

“Vasiyet ferahlıktır.” derler.

Vasiyetle neden böyle ferahlar, gönlü zenginleşir insanın?

İnsan vasiyeti vasıtasıyla son defa geçtiği yollara, sarf ettiği emeğe, hayata geçirebildiği arzu ve emele, hayrına ve şerrine, kazanç ve çıkarına bir nazar eder; Allâh karşısında bir tür hesap verir. Hoş o kimsenin hâline ki, bu dar mecâldeki hesapta kendisini kârlı hesap eder, yaşadığı ömre hayıflanmaz. Necip Fazıl Kısakürek ne güzel söyler:

O demde ki, perdeler kalkar, perdeler iner; Azrâil’e: “Hoş geldin!” diyebilmekte hüner!

Büyük edip ve filozof Ferid Kam âhirete yüz tutanlara çok ibretli bir nasihat verir:

Bir çürük diş gibidir bence hayat; Çıkarıp atmadan sahibine rahat yok!..

Elbette, bir çürük diş gibi dâimâ sancıların elinde esir olan canı çıkarıp atmak kulun kendi elinde değil; böyle olmak mümkün olsaydı, herkes o ağrı kaynağını susturmağa kalkışır, neticede, dünya büsbütün boşalırdı. Ağrısız baş mı var dünya yüzünde?!

“Belâların en şiddetlisi peygamberlerin, sonra derece-derece sâlihlerin ve diğer kulların üzerinedir...” buyurulan hadîs-i şerîfin bir tecellîsini yaşayan Mûsa Topbaş Hazretleri’ni sevenleri dört yandan ihata etmişlerdi. O artık ömrün gurûbunu âşikarca görüyordu. Dünyadan el-eteğini çekmek, ebediyet göçüne hazırlanmak kalmıştı sâdece. Ömrü boyu edebî yazılarında sözünü az ve öz yazmaya çalışan bu Allâh dostu ölüm meleğinden bir an evvel çok mânidar, çok mahviyetkâr, çok tevâzû yüklü vasiyetini kaleme almıştı:

“Her dünyâya gelen, vakti saati, sayılı nefesleri tamamlandıktan sonra ebedî âleme intikal edecektir. Ne mutlu o kimseye ki, hayatını Hakk yolunda ifnâ etmiş ve yüzünün akıyla âhırete göçmüştür!..

Fakir de, bu hususu nasîbim derecesinde bilebildiğim halde lâyıkıyla kulluk edemedim. Pîr-i fânî olduğum halde kendime çeki düzen veremedim. İslâm büyüklerinin şuurlu ve şerefli hayatlarını okudum, lâkin nefsimde tatbik edemedim. Hatâlarla dolu bir ömürden sonra Rabbimiz Teâlâ Hazretleri’nin huzûruna ancak mağfiretini umarak gidiyorum. Çünkü O Rahmân’dır, Gaffâr’dır!..”

Rabbine kavuşma arefesinde kendine, İslam’a ve umûmiyetle, dünyaya bu tür hesap veren bu kimse, öyle bir Allâh dostu idi ki, sözün hakîkî mânâsında, yaratılmışı Yaratandan ötürü sevmenin zirve örneklerini gösterebilmiştir. Medine-i Münevvere’de Ramazan aylarında binlerce mü’mini bir araya getiren iftar sofraları başlatmıştı. Onun ilk örneğini kendi gerçekleştirmişti. Bu mü’min sofrasında Hazret-i Muhammed (s.a.v.) rûhâniyetinden bir mâneviyat rüzgârı eserdi. şeyh Hazretleri mü’min yardımlaşmasının yorulmaz ve usanmaz mücâhidi gibi kendini fedâ etmekte idi.

Allâh’ın bu seçkin kulu o kuldur ki, kimsesizleri sokakların amansız pençesinden alıp, Ihlamurkuyu semtinde geniş ve rahat Huzur Yurdunu kurdurmuştu. Bununla da kalmayıp: “Bunlar Allâh’ın haklarında: “üff” bile demeyin! buyurduğu kimselerdir. Aslında, bunları evlerimizde barındırmalıyız. Mâdem bunu yapamıyoruz, bâri onlara yuva sıcaklığında hizmet gösterecek huzur yurtları kurmalıyız...”diyordu.

Kurulan bu Huzur Yurdunun kuruluş masraflarını ancak kendi ve kardeşi çocukları karşılamışlar.

Bir defa İstanbul’a gidişimde yeniden huzura kavuşmuş nine ve dedeleri ziyaret ettim. Davut Dede’nin burada gördüğü hizmete göre Hacı Mûsa Efendi’ye minnettarlık dolu duâlarını dinledim. Hakikaten, burası, bir ev düzeninden farksız bir yaşayış meskenidir...

Allâh’ın bu mürşid-i kâmil kulu o kuldur ki, fakir fukaranın tedâvisi için muhtaç hâlini görüp, Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı nezdinde onlara parasız hizmet veren muâsır tibbî teknoloji ve mütehassıslarla teçhiz edilmiş çok büyük imkânlara sahip tedâvi kliniği te’sis ettirmişti.

Pîr-i fânî hâline bakmayarak sevdiği insanlarla birlikte Anadolu’nun muhtelif bölgelerine seferler düzenler, halkın iktisâdî vaziyetini öğrenir, son derece muhtaç soydaşlarımıza şahsî yardım elini uzatır, hayriye cemiyetlerinin nazar-i dikkatlerini buralara yönlendirirdi...

Azerbaycan’da, Çeçenistan’da, Afganistan’da, Bosna ve Kosova’da boy gösteren musibetlerle çok hassas bir şekilde ilgilenir, bu yangınların söndürülmesinde bir damla su ile de olsa hayra ve yardıma çalışırdı.

 476  11

51,948 просмотров

5:34 Ertuğrul Erkişi Gönül sızım Ah Efendim

Ertuğrul Erkişi Gönül sızım Ah Efendim

 2041  141

534,711 просмотров

1:8:44 BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLAM TASAVVUFU (KONFERANS - 1.BÖLÜM | METİNLİ) - NECİP FAZIL KISAKÜREK

BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLAM TASAVVUFU (KONFERANS - 1.BÖLÜM | METİNLİ) - NECİP FAZIL KISAKÜREK

Bu konferans 1963 yılı ramazan ayında ve üç defada konferans şeklinde verilmiş ve üç gece sahur vaktine kadar sürmüştür. Teyplere kaydedilen konferans daha sonra Üstad tarafından kitaplaştırılmıştır. "BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLAM TASAVVUFU" adlı bu eserin takdiminde Üstad şöyle der:
"- Bu eser İdeolocya Örgüsü'ne bağlı olarak benim en başa alınması gereken verimlerimden biri... — Eser 20 yılı kadar önce Ramazan ayında ve üç defada konferans şeklinde verilmiş ve üç gece teravihten sahur vaktine kadar sürmüştür. — Geçen seneye gelinceye dek teyplerden naklen kaleme alınarak tarafımdan titizlikle muhafaza edilen ve birdenbire kitaplık çapta ortaya çıkarılmasını bekleyen üstüne titrediğim eserimi, temiz ve hatasız baskı, emniyet ve itinası içinde nihayet kitaplaştırıyorum."

 143  1

7,031 просмотров

29:12 Nakşibendilik Sempozyumu - Seyyid Abdülhakim Arvasi

Nakşibendilik Sempozyumu - Seyyid Abdülhakim Arvasi

“Gâyem, imandır. İstanbul câmilerinde 25 sene imanı anlattım. Din, Allah’ın razı olduğu hükümleri yerine getirmektir. Yalnızca iki rek’at namaz kılmak değildir. İslâmiyet ferdlerde kaldı. Amma pek nâdir ve gizli ferdlerde…” “Tasavvuf yolcusuna, üç mühim şart vardır: 1- Ehl-i sünnet itikadından kıl ucu kadar ayrılmamak. 2-Resulullah’ın sünnetine uyup, bid’atlerden kaçınmak. 3-Hocasına tam bağlılık… Bunlara riâyet etmeyen, hiçbir şeye kavuşamaz…” Seyyid Abdülhakîm Arvâsî

İlgili Makale: http://bit.do/eEqFb


Web sitesi: https://bit.ly/2EhoEZI
Twitter: https://bit.ly/2E5hZkb
Instagram: https://bit.ly/2L0o2YW
Facebook: https://bit.ly/2RKmMfa

 295  11

11,006 просмотров

5:31 Cahit Zarifoğlu - Sevmek de Yorulur (Yorum : Oğuz Gürbüz)

Cahit Zarifoğlu - Sevmek de Yorulur (Yorum : Oğuz Gürbüz)

SEVMEK DE YORULUR

Yazan : Cahit Zarifoğlu
Yorum : Oğuz Gürbüz

Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım
Bana bunu sessizce anlatıyorlardı
Bir yerde onların yönlerinden
alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki
bulvarların geceye vurdukları
çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri
uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan
bir sürü alışkanlıklar taşıyan
insanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında
çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin
başkası sevsin diye en seçkin yerine
bir şal gezdirirdi
İnsanlığımıza bir şey getirirdi yalnızlarla

Bir sen varsın hep saçların ağzın
Bir merdiven hücresinde
uzak çağrışımlarla koşardın ya bensem
seni sonsuz gelişinle
saçından tanıyor gülüşünden kaçıyor
eğilip başını içlerimden geçtiğin zaman
uzağa bir yolcuya karşı çıkar gibi
Artık gecikmiş alışıldığım gidişinle
davranılmaz üstünde durulmaz
hiçbir tüfeğe gelmez bir kekliksem

Yüzün soygundan geçmiş öyle bir yerde
durmuş ki bakışın boynun bozgun
üstünden bir nehir geçer gibi
ya gecedir ondan ya bulanık sudan
bir hasta gibi ağrımaktasın

Gelişini aldım onu nasıl harcadım
Denizden bunalıp okyanusa
Selâm çakan vapurun
Sevindik adımına birden parka çekildik
Ve birden nasıl bayram bıyıklı
Bir yaylım herkesin yaydığı bir merhabayla
Eğip başını içlerimden gittiğin zaman
Uzağa bir yolcuya çıkar gibi

Selini üstüme çektin önce
camdan bir mektup dolabının
üstüste sayısız koridorunu yüzüme yakın
başını duvara değdirmiş bir benzetişle
josef ka benzeri bir bakışındı
ya da konuşmayı kesip aman sen
öyle bir gittin ki benimle

Piknik beni sana verdi önce
Gelişen güneş yalnızlıktan bir göze
Eski ellerin
Ve çağlarınla bir şeye uzanmış etin
Ve hançerinle zamana saf durmuş
Son gidişindir bu

Bunların hepsi beni çağırıyorlar sevinçlerimden
Biri denizdir uzun boylu gürültüsüyle
zaten hangisi kavak zürafası değil
biri bütün yan odaları bekler
kuşkulu geçer camlardan
ve bırakır yerini bir koridor bekçisine

Haydi sen bütün onlara git benimle
Son sigaramdın
Gidişin antinikotin
Birden bir şey mutlu eşit piyano çalıyor
Elleri iki çeşit durgun
Gerçi çıkmıyor gelenlerin karanlığa duranların
Suya inen sesleri

Tam şimdi denizinle
bir çakıl taşına yaklaşıyor
kuma çok yakın bütün kesitlerinle
bakıyor ve bunalıyorsun

Tam şimdi ipe koşan
beni elleriyle alkışlayan
ağrıyan bir gün geliyor

 4  1

174 просмотров

4:15 HASAN SAĞINDIK'DAN EFENDİM

HASAN SAĞINDIK'DAN EFENDİM

NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN GÜZEL ŞİİRİ...

 646  18

177,067 просмотров

12:53 Üstad Necip Fazıl Yorumu!

Üstad Necip Fazıl Yorumu!

Üstad Kadir Mısıroğlu
www.kadirmisiroglu.com

 105  7

5,997 просмотров